"Çağımızın Hastalığı Fitne ve Dedikodu"

July 4, 2015

AK Parti Gaziantep Milletvekili Nejat Koçer, siyaset dünyasında son dönemde yaşanan olayları, çağın hastalığı olarak nitelendirdiği fitne ve dedikodu ile tarif etti. 7 Haziran Genel Seçimleri’nden bu yana kaynağı belli olmayan cümlelerin farklı anlamlar yüklenerek telaffuz edildiğine ve algı yönetimi yapılmaya çalışıldığına dikkat çeken Milletvekili Koçer, “Şu an çağımızın hastalığı fitne ve dedikodudur. Bu hastalık maalesef şehrimizde de mevcuttur” dedi.

 

AK Parti Gaziantep milletvekili Nejat Koçer seçimlerden sonra ilk ziyaretini gazetemize gerçekleştirdi. Seçim sürecinden bugüne kadar yaşanan tüm gelişmeleri detaylı bir şekilde değerlendiren Milletvekili Koçer, Güneş Gazetesi Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Ay’ı ziyareti esnasında, çarpıcı açıklamalarda bulundu. Koçer, bu ülkenin omurga partisinin AK Parti olduğunun meclis seçimde bir kez daha ispatlandığını belirterek, özellikle Gaziantep’te diğer partilere yüzde 30’luk bir oy farkı attığını ve bu farkın çok önemli olduğunu vurguladı.

Milletvekili Koçer, Gaziantep’te AK Parti’nin her zaman olduğu gibi Türkiye’deki oy ortalamasından daha fazla oy almasının çok anlamlı olduğunu aktardı. Sınır hattındaki hareketliliği de değerlendiren Koçer, Türkiye’nin durup dururken Suriye’ye bir müdahalede bulunmayacağını da dile getirirken, koalisyon için her seçeneğin değerlendirileceğini, erken seçiminse son seçenek olarak masaya yatırılacağını kaydetti.

 

GAZİANTEP’TE FARK ATTIK

7 Haziran seçimlerinde Gaziantep’te Türkiye ortalamasının üzerinde bir oy aldık. En yakın parti ile aramızda yaklaşık yüzde 30 oranında bir fark var. Partimiz, Türkiye geneline baktığımızda Gaziantep’te büyük bir düşüş yaşamamıştır. Ancak seçim sonrası ortaya çıkan tabloyu gören birçok seçmen şu an daha farklı düşünüyor. AK Parti’ye oy vermeyen kesim dahi bugün bir seçim olsa AK Parti’ye oy vereceğini söylüyor.

 

SON GÜNLERİN EN OLUMLU HAVASI

“Meclis başkanının seçimi Ak Parti’de son günlerin en olumlu havasını yarattı. Seçim sonuçlarıyla oluşan siyasi atmosfer, meclis başkanı seçimleriyle yerini farklı bir atmosfere bıraktı. Çünkü gelecekte Türk siyasi hayatıyla ilgili incelenmesi gereken bir 23 gün yaşandı. Bu 23 günde bir sandık sonucu ortaya çıktı. Seçim öncesi yüzde 60’lık bir bloktan olduğu iddia edildi. Yüzde 60 blok olduğunu iddia edenler birbirlerine olmadık ithamlarla ve hakaretlerle birbirlerine girdiler. Bir siyasetçi olarak değil, bir vatandaş olarak da bu durumdan rahatsızlık duydum. Bir tarafta 7 haziran akşamı milli irade tecelli etmiştir diyen başbakan ve partilileri, diğer tarafta yüzde 10’u aşamazsak kan akar diyen başka bir grup. Bununla çıktık seçimden.

 

MİLLET İRADESİNE SAYGI

Milletin iradesine saygı... Bu süreçte şunu gördük milletin iradesine saygı durmak gerçekten çok önemli. Elde edilen yüzde 41’lik sonuç yüzde 60 olduğu iddia edilen bloğun karşısında doğru söylemler ve doğru duruşlarla başarılı oldu.

 

MECLİS BAŞKANI DOĞRUSUNU YAPTI

Meclis başkanı doğru bir şey yaptı. Elbette kendi duruşunu gösterecektir. Meclis başkanımız seçilmiştir ve bir siyasi partinin merkez binasında düzenlenen bir programa gitmemesi tarafsızlık adına doğru bir tavırdır. Söz konusu iftar programı AK Parti genel merkezinde yapılmıştı. TBMM Başkanı İsmet yılmaz çok donanımlı bir insan kendisini yakinen tanıyorum. Müsteşarlık döneminde de başarılı idi. Aynı dönemde meclise girdik. Bana göre her anlamda donanımlı ve tarafsız bir meclis başkanı göreve geldi.

 

DAVUTOĞLU ÖRNEK DURUŞ SERGİLEDİ

Siyasi partilerin koalisyonlara yaklaşımlarını değerlendirmeye gerek yok. Halkımız zaten söylenenleri dinliyor ve değerlendiriyor. Ama seçim öncesi herkes kendi kırmızı çizgilerini ortaya koyarak sanki koalisyon görüşmeleri başlamış gibi bir algı oluşturdu. Bu süreçte Ak Parti Genel Başkanı ve Başbakanımız hiçbir partiye önyargı ile yaklaşmadı ve geri itmedi. Tüm partilere kapımız açık ve değerlendiririz dedi. Önümüzde iki seçenek var AK Parti-MHP ve Ak Parti-CHP… Tabi burada iki partin yaklaşımı çok önemli. Ya bizi koalisyona götürecek ya da erken seçime götürecek. Ama tabana baktığımızda ve sokağı dinlediğimizde erken seçim eğilimini görebiliyoruz.

 

ERKEN SEÇİM İSTEYEN ÇOK

AK Parti’nin tek başına iktidar olmasını ve başka bir partinin de meclise girmesin istiyoruz diyenler vardı. Tabi seçim sonucunda farklı bir tablo oluştu. Burada ülkenin kazançlarını korumak zorundayız. Son 10 yılda ekonomik, sosyal ve siyasal kazançlar var. Biz kavgacı bir parti değiliz. Sorumluluk içinde davranıyoruz. Türk siyasetinin omurgası AK Parti. Ak Parti’ye oy veren vermeyen büyük kesim erken seçim istiyor.

 

KOALİSYONU AK PARTİ KURAR

Ak Parti 258 milletvekili ile Cumhurbaşkanımızın görevlendireceği partidir. Ak Parti görevi almadan kırmızı çizgiler açıklanırsa koalisyon olmaz. Ak Parti koalisyonda ana partidir. Sayın Cumhurbaşkanımızın anayasal sınırlar içinde ve dışında olması bir algı yönetimidir.

 

ALGI OPERASYONLARI DEVAM EDİYOR

Algı operasyonu yapmak bugüne kadar başarılı olmadığı gibi bugün de başarılı olmaz. Cumhurbaşkanımız göreve geldiğinde demişti ki farklı bir cumhurbaşkanı olacağım demişti. Herkesin yoğurt yiyişi birbirinden farklıdır. Recep Tayip Erdoğan şunu yapsın gibi bir yaklaşım yanlıştır. Ülkenin geleceği için geçmişte başbakan, şimdiki cumhurbaşkanı olarak bir telkinde bulunuyorsa bu önemlidir. Cumhurbaşkanımız ağabeyliği ve büyüklüğüyle Türkiye’nin en büyük siyasi aktörüdür.

 

Çatı dediler, çatı çöktü. Şimdi de yüzde 60’lık bir bloktan bahsettiler. Bu da çöktü. Neticede ak parti bu işte başarılı oldu. Demek ki yüzde 41 ile güçlü duran bir blok, yüzde 60’ız diyen bir bloktan daha kuvvetli. Çünkü bir araya gelememek negatif bir durumdur. Üç partinin bir araya gelip meclis başkanını seçemeyen bir ülkede üç partinin bir araya gelerek ülkeyi yönetmeleri nasıl bir tablo çıkarır? Varsın herkes bunu hesap etsin.

BU FİLMLERİ ÇOK İZLEDİK

1991 körfez krizinden bu yana ilimizin de içinde bulunduğu bu bölgede sürekli bir ateş hattı ve kaos var. Bu bölgede çeşitli ülkelerin ve terör örgütlerinin emelleri var. Suriye’nin kuzeyinde ve bizim güneyimizde her zaman olaylar olmuştur. Türkiye bu durumda kendi sınırını korumak ve kendisine yönelecek tehditlere karşı her türlü önlemi almış durumda. Bölge çok hareketli ve karışık. Bu noktada bizim tüm tedbirlerimiz almış durumda. 

 

KARIŞIKLIKLARIN EKONOMİYE ETKİSİ

Yaşanan bu karışıklığın ticarete ya da iş dünyasına yansıması gibi bir olumsuzluğu şu ana kadar yaşamadık. Yılbaşında yansımıştı. ama şu an için olayların geliştiği bölge bizim ticari bölgemiz değil. Bizim mal sevkiyatı yaptığımız bir bölge değil. Kısa bir süreç içinde Türkiye’nin genel bir etki altına gireceğini düşünmüyorum. Dönemsel ve global durumlara göre bazı sorunlar yaşanabilir. Ancak yaşanan bu sıkıntılardan dolayı ya da karışıklıkta dolayı bir problem yaşamıyoruz.

 

SONUNDA BUNU ANLADILAR

HDP milletvekillerinden biri Yunanistan’a borç para verelim önerisinde bulundu. Bu teknik olarak mümkün olmayabilir ama Türkiye'nin böylesine bir güce sahip olduğunu düşünmesi bile güzel ve hoş bir durum. Biz hep bunu anlatmak istedik. Türkiye kendi coğrafyasında güçlü ise bu gücü son on yıldaki reformlara bağlıdır. Eksikliklerin de yapılması için istikrara ihtiyaç vardır. Bu da siyasi istikrar ile olur. Umarım istikrar anlamında kötü bir sürece girmeden Türkiye olarak durumu toparlarız. Yunanistan önümüzdeki en somut örneklerden biridir. Bugün bankamatik kuyrukları var, kişi başı para çekme limitleri belirlenmiş durumda. Yunanistan’ın bu durumunu iyi gözlemlememiz gerekiyor. Yaşlanmış bir ülke, erken emeklilikler, üretemeyen bir ülke Yunanistan’ı bu duruma getirdi.

 

BOŞUNA İSTİKRAR DEMEDİK

Seçimden önce de biz istikrar vurgusunu bunun için yaptık. Şimdi seçim sonuçları ile istikrar demekle ne demek istediğimizi, daha iyi göreceğiz. Türkiye’de koalisyonları görmeyen çok önemli bir nüfus var. Biz şu anda çok güçlü bir ülkeyiz ama bu gücü yitirmek istikrar olmazsa çok fazla sürmez.

 

BÜROKRASİDE SÜREKLİLİK ÖNEMLİ

Kaymakamların görevlendirilmesi ya da görev yerlerinin değişmeleri ilgili bakanlığın tasarrufundadır. Bizim buna müdahale etmemiz gibi bir durum söz konusu olamaz. Ama bürokratların görev yerlerinde daha uzun kalmalarının bulundukları yerlerde daha güzel hizmetler yapmalarını sağlayacaktır. Gaziantep’e gelmiş bürokratlarımızın sık değişmesine taraf değilim. Ancak bürokratlarının atama kriterlerini ilgili bakanlık değerlendiriyor ve ona göre atama yapıyor.

 

SINIRDA ZAFİYET SÖZ KONUSU OLAMAZ

Kobani’de fevkalade durumlar yaşanıyor. Bir anda bombalama ile insanlar size gelip sığınıyor. Bu aşamada sınırda Türkiye’nin zaafları var gibi gösterilmesi yönünde haberlerin yapılması doğru değil. Sınırını açmasına rağmen Türkiye’yi terörist gibi göstermeye çalışan birileri var. Bu, Türkiye’ye yapılmış en büyük ihanettir. Bu ülke hiçbir zaman ayrım yapmamıştır. Bu geçmişte de böyledir, bugün de böyledir, yarın da böyle olacaktır. Sınırımızda bir güvenlik zafiyeti var demek yanlış bir durumdur. Orada bazı sıkıntılar yaşanabilir, ama bunun adı sınırda güvenlik zafiyeti değildir. Bölgedeki terör örgütleri ile Türkiye’nin hiçbir şekilde beraberliği ya da dayanışması söz konusu olmaz.

 

KİMSE BİZİ TEHDİT EDEMEZ

Türkiye’nin bugünden yarına Suriye’ye girmesi gibi bir durum yok. Ama bizim egemenliğimize müdahale edildiği takdirde de buna Türkiye müsaade etmez. Bizim ülkemizi hiç kimse hiçbir şekilde tehdit edemez. Tehditlere karşı da gereken cevabı her şekilde vermek üzere bizim bir gücümüz mevcuttur. Gerektiğinde bu gücü kullanırız. Ama durup dururken kimsenin toprak bütünlüğüne kast etmeyiz.

 

ÇAĞIN HASTALIĞI FİTNE VE DEDİKODU

Çağın hastalığı fitne ve dedikodudur. Bu, hem Türkiye üzerinde oynanan oyunlarda, siyasi konularda, sosyal medya üzerinden yalan yanlış beyanlarla insanlar yönlendirilmeye çalışılıyor. Hem de toplum kendi içinde bu algı operasyonunu çok fazla değerli buluyor. Ortaya atılan her lafın Türkiye’de yaşam bulması doğru değildir. Bu bizim şehrimizde de çok yaygın. Fitnenin ve dedikodunun çok yaygın olduğu, fırsat verenlerin olduğunu görüyoruz. Ben, bu durumun son bulmasını, bunu yanların artık bu yollara başvurmamalarını istiyorum. Son seçimlerde gördük ki hükümetin politikaları üzerinde çok fazla fitne dedikodular üretildi. Her kim, hangi amaçla yapıyorsa bence çağın en büyük hastalığı olan fitne ve dedikodu hastalığına yakalanmış demektir. Yaşanan bir olayın haberi doğrulanmadan iki saat içinde Türkiye’de birçok insan asılıp kesiliyor ve karar veriliyor. Bu noktada çok dikkatli olmamız gerekiyor.

 

EKSİLERDEN ARTILARI GÖRDÜK

Gaziantep’in ihracat rakamları açıklandı. Eksi 14’lerden artı 4’lere geldik. Ben kendi şehrim adına şu konjonktürde yaşanan gelişmelerin ekonomik durumumuzu kötü etkileyeceğine inanmıyorum. Bugünkü koşullarda olumsuz etkileneceğimizi bir faktör olduğunu düşünmüyorum. Şu anda şayet küçük bir ekonomik durgunluk varsa bu ramazan ayının durgunluğudur. Ağustos ayında da Avrupa tatile girecektir. Bundan dolayı küçük düşüşler yaşanabilir. Ama bunlar dönemsel küçük faktörlere bağlı küçük durumlardır. Önemli olan durumu toparlayabilir oluşumuzdur.

 

ERKEN SEÇİM SON SEÇENEK

Seçim artık geride kaldı. Bu şamada AK Parti tüm koalisyon masalarını masaya yatıracaktır. Ancak koalisyon olmuyorsa, vurguluyorum bu kısmı, koalisyon olmuyorsa son seçenek olarak erken seçime gidilir. Resmi olarak hükümet kurma süreci başlamadan 20-25 günlük süreci maalesef bizim dışımızdaki partiler yönetemedi. Üslup ve edep konusunda ölçüsüzlük tabana yansır, partiler arasındaki ilişkilere yansır. Başbakanımız seçimden bu yana da bütünleyici ve Türkiye’nin ihtiyacı olan tavrı ile mantıklı hareket edip pozitif açıklamalarda bulundu. Diliyorum karşılık görüşmelerde bu söylemler cevap bulacaktır. Milli irade ortaya bir şey koymuşsa bunun denenmesi gerekir. Üstelik oy verenler de koalisyonun nasıl bir yönetim olduğunu görür ve ona göre hareket ederler diye düşünüyorum. 3’ü 1 araya gelip meclis başkanını seçemeyenler koalisyonda ne yapacak? Bunun iyi düşünülmesi gerekiyor.

Please reload

Son Haberler

September 19, 2019

Please reload

Arşiv
Please reload

Etiket Ara
Please reload